DEĞERSİZLİK
- Begüm Sayan

- 28 Oca 2025
- 2 dakikada okunur

Değersizlik, bazen bir duygu formunda –değersiz hissetmek- bazen de ‘Ben değersiz biriyim’ inancı formunda hayatımızda var olabilir. Bu duygu veya düşünce, varlığımızın görülmediği veya hiçe sayıldığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Örneğin; çocukluk dönemimizde, önümüzde biz sanki biz orda yokmuşuz gibi tartışan, birbirini hırpalayan ebeveynlerimiz değersiz hissetmemize neden olmuştur. Veya iş yerinde herkese haber verip bizi öğle yemeğine çağırmayan iş arkadaşımız. İki durum da aynı gibi görünse de aslında aralarında farklar mevcuttur. Birincisi, karşımızdaki kişi bizim ihtiyaçlarımızı fark edemeyen veya görmezden gelen ebeveynimiz değil, sadece bir iş arkadaşımızdır. İkinci olarak biz artık bir çocuk değil bir yetişkinizdir ve duygularımızı inciten bir durum olduğunda bunu doğru bir dille karşımızdaki kişiye ifade edip açıklamasını dinleyebilir ve benzer bir durumun oluşmasının önüne geçebiliriz. Ancak çoğu zaman duyduğum şey ‘Ama ben bunu ifade edemem.’ Veya ‘ Onun kendisi düşünmesi gerekiyordu ben söyledikten sonra anlamı yok.’ Olur. Oysa bu duygularla verilen irrasyonel bir tepkidir ve çoğu zaman kökenini çocuklukta öğrendiğimiz paternlerden alır. Peki bu paternler nasıl değiştirilir?
İlk olarak ‘farkındalık’ işin çok büyük bir kısmını oluşturur. Aynı döngüyü tekrar tekrar yaşadığınızı fark etmek önemli. Aynı senaryoya ‘çocuk gözlüklerinizle’ baktığınızı fark etmek ise diğer önemli ipucu. Karşınızdaki size bu duyguyu geçmişte yaşatan kişi/ler değil sadece sizin şuan ki hayatınızda var olan bir kişi. Sandığınızdan başka açıklamaları olabilir ve kendinizi ifade ederseniz belki ona telafi etmesi için bir şans da vermiş olursunuz.
Ayrıca bu değersizlik duygusu veya inancının en çok kimlerle hangi durum ve zamanlarda oluştuğunu tespit etmek de işe yarayacaktır. Öncelikle duygunuzu fark edip daha önce verdiğiniz tepkiden nasıl başka bir tepki verebileceğinizin alternatif senaryolarını düşünebilirsiniz. Çevrenizde benzer durumlara daha yapıcı tepkiler veren kişileri gözlemleyebilirsiniz.
Değersiz hissettiğiniz durumlara tepki vermek (öfkelenmek, küsmek vb.) yerine önce oturup yazabilir, sonra da bunu bir başkasının gözünden okumayı deneyebilirsiniz.
Terapilerde ise bu durumların kökenine inilerek, şuan ki duruma geçmişte veremediğimiz tepkileri vermemize neden olan olay ve anıları belirleyip onları duyarsızlaştırmak (EMDR terapi yaklaşımı ile) en etkin yollardan biridir.



Yorumlar